Ege Ajans

Ege Üniversitesi haber ajansı

 Prof. Dr. Çiçek “Akreditasyon, kalitenin taçlandırılmasıdır”

 EÜ’de YÖDAK’tan YÖKAK’a Yükseköğretimde Uluslararası Kalite ve Akreditasyon Standartları” Konferansı

 Öğrenci odaklı, tam akredite, uluslararası tanınır bir araştırma üniversitesi etiketine sahip Ege Üniversitesinde başarıların sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla çalışmalar devam ediyor. Bu kapsamda Ege Üniversitesi (EÜ) Kurumsal Gelişimi Planlama ve İzleme Koordinatörlüğü tarafından “YÖDAK’tan YÖKAK’a Yükseköğretimde Uluslararası Kalite ve Akreditasyon Standartları” konferansı düzenlendi.

Ege Üniversitesi Prof. Dr. Yusuf Vardar MÖTBE Kültür Merkezinde gerçekleştirilen konferansa KKTC Yükseköğretim Planlama, Denetleme, Akreditasyon ve Koordinasyon Kurulu (YÖDAK) Yönetim Kurulu Üyesi ve Central and Eastern European Network of Quality Assurance Agencies (CEENQA) Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Olgun Çiçek konuşmacı olarak katıldı. Etkinliğe; EÜ Eczacılık Fakültesi öğretim üyesi aynı zamanda EÜ Akreditasyon ve Kalite Yönetim Ofisi sorumlusu Prof. Dr. Hande Gürer Orhan,  EÜ Kalite Komisyonu üyeleri, birim kalite komisyonu üyeleri ve akademik-idari personel katıldı. Alanında uluslararası tanınırlığa sahip olan Prof. Dr. Çiçek, etkinlik boyunca uluslararası akreditasyon kuruluşlarındaki deneyimlerini katılımcılarla paylaştı.

Etkinlik öncesi Prof. Dr. Olgun Çiçek’i makamında ağırlayan Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, üniversitenin kalite ve akreditasyon çalışmaları ile ilgili fikir alışverişinde bulundu.

“Yükseköğretimin DNA’sı dijitalleşti”

Uluslararasılaşma, kalite ve akreditasyon kavramlarının Covid-19 pandemi süreciyle birlikte teknolojiyle entegre olduğunu ifade eden Prof. Dr. Çiçek, “Özellikle son 2 yıldır yaşanan Covid-19 pandemi dönemi bütün dünyayı olduğu gibi, bizleri de etkiledi. Bu süreçten yükseköğretim kurumları oldukça etkilendi. Daha önce online değerlendirme nedir bilmezken neredeyse bir buçuk yıldır süreci online değerlendirme çalışmaları yaparak yürütmekteyiz. Bunların başarılabildiğini görmek sevindirici bir şey. Ayrıca, bunu YÖKAK da denedi ve başardı. Çünkü teknoloji ile bu büyük dalganın etkisini en aza indirgemeyi sağladık. Pandemi süreci ile birlikte yükseköğretimin de DNA’sı değişti. Çünkü online eğitimi tartışırken, hepimiz bu metodu kullanma durumunda kaldık. Dolayısıyla oldukça önemli bir kırılma noktası oldu. Yani bu DNA’da yavaş yavaş bir dijitalleşmeye doğru gittiğimizi gördük ve süreç oldukça hızlandı. Belki on ya da yirmi yılda olabilecek şeyleri iki yılda yaşadık. Ancak herkes bir şekilde adapte oldu ve avantajlarını yaşamaya başladı” dedi.

Kalite ve akreditasyon kurumlarını küresel ölçekte değerlendiren Prof. Dr. Çiçek, “Uluslararası yükseköğretim kalite, güvence ve akreditasyon konusuna baktığımız zaman, bunları belli temel yapı taşları ve prensipler çerçevesinde makro düzeyde uygulayan kurumlar var.  Avrupa özelinde baktığımızda, European Association for Quality Assurance in Higher Education (ENQA) tarafından da denetlenen, tüm yükseköğretim değerlendirme kurullarının uyguladığı rehber ve kriterlerin yer aldığı programlar var. Hatta bu programlardan bazılarını ülkemizde bulunan çeşitli üniversiteler de uygulamakta. Aynı şekilde Amerika’da ve Asya’daki uygulamaları yürüten programlar var. Bu da uluslararası anlamda o bölgedeki üniversitelerin uyguladığı standartlar. Ülkeler arası veya sınır ötesi uygulamalarla ilgili yükseköğretimde kaliteli hizmet sunma prensipleri ile ilgili önemli çalışmaları var. Dolayısıyla bütüne baktığımız zaman, hepsinde bir takım prensipler, kriterler ve uygulamalar var ama nedense sonuçlar ya da çıktılar aynı olmuyor. Yani bir Harvard’daki kalite, eğitim ve araştırma düzeyi itibariyle Afrika ülkesi, Doğru Avrupa ülkesi ya da Türkiye’deki herhangi bir üniversitemizin çıktıları aynı prensipleri kullansak da, aynı olmuyor. Ben bu konuyla ilgili düşünmeye başladığımda, sebeplerinden birini kültürel farklar olarak nitelendirdim. Yani İzmir’deki üniversitelerimizi de, Türkiye’deki üniversitelerimizi de düşündüğümüzde hepsinde YÖKAK’ın temel prensipleri ve değerlendirme kriterleri aynı, ancak sonuçları farklı. Çünkü kültür gibi birçok bileşen, sonuçların farklı olmasına yol açıyor. Buradan da şuna ulaşmak istiyorum, kalite bir bütün diyoruz ya; kalite bir kişi ya da birimin özelinde değil. Genele yayılmadıktan sonra, hiçbir anlamı yok” dedi.

“360 derece kalite konsepti oluşturulmalı”

Kalite ve akreditasyon gerekliliklerini kurumlardaki tüm birimlerin bir bütün halinde uygulaması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Çiçek, “Kalite konusunu konuşurken belirtmek isterim ki, akreditasyon da bunun bir sonucu ve taçlandırılması. Çünkü kalite her şeyiyle hissedilmeye çalışılan bir kavram. Bir balık için su ne ise, bizim için de kalite öyle algılanmalı. Yani içinde olacağız ama hiç fark etmeyeceğiz. Tüm faaliyetlerimizde kaliteyi YÖKAK veya başka birileri istediği için yapıyoruz diye bir şey yok. Bunu kendimiz, öğrencimiz, kurumumuz ve disiplinimiz ne ise onun için yapıyoruz. Mühendislikte, tıpta, tüm branşlarımızda kalite ve akreditasyon ile ilgili çalışmalar var ama hiçbiri birbirinden bağımsız değil. Buradaki birimlerin hepsinde görev alan, A’dan Z’ye, uygulayıcı herkeste olması gereken bir bütün. Dolayısıyla bizim o ‘360 Derece Kalite Konsepti’ni oluşturmamız lazım” diye konuştu.

Prof. Dr. Olgun Çiçek, gerçekleştirdiği sunumun ardından katılımcıların sorularını cevapladı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.