Ege Ajans

Ege Üniversitesi haber ajansı

Zengin endemik çeşitlilik Türkiye’yi biyokaçakçılıkta hedef haline getiriyor

ÇEVMER Perşembe Seminerleri

Zengin endemik çeşitlilik Türkiye’yi biyokaçakçılıkta hedef haline getiriyor

Ege Üniversitesi Çevre Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından gerçekleştirilen Perşembe Seminerlerinin bu haftaki konusu “Biyokaçakçılık” oldu. Yüksek lisans öğrencisi İrem Nur Serbestoğlu’nun konu ile ilgili gerçekleştirdiği çevrimiçi sunuma ÇEVMER Müdürü Prof. Dr. Dinçer Ayaz, müdür yardımcıları, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

Seminerin açılış konuşmasını yapan ÇEVMER Müdürü Prof. Dr. Dinçer Ayaz, “Yüksek lisans öğrencimiz İrem Nur Serbestoğlu, bugün biyokaçakçılık hakkında bir sunum yapacak. Biyokaçakçılık, son derece önemli bir konu. Son yıllarda biyokorsanlık ismiyle de yaygınlaşmakta. Doğada var olan yabani canlıların ve onlara ait genetik kaynakların, o canlıların haklarını ellerinde bulunduran devletlerin izni olmadan alınarak bir başka ülkeye kaçırılmasına biyokaçakçılık diyoruz. Bu konu son yıllarda basında da yer bulmaya başladı. Çünkü ülkemiz biyoçeşitlilik açısından son derece zengin.  Bu zenginlik ülkemizi değerli kılmakla birlikte biyokaçakçılık konusunda hedef haline getirmektedir. Bu çeşitliliğin korunmasında bizlere de önemli görevler düşmekte” diye konuştu.

Sunumuna biyokaçakçılığın tanımını yaparak başlayan İrem Nur Serbestoğlu, “Biyokaçakçılık, genetik çeşitliliğin ve endemik tür sayısının yüksek olduğu alanlarda canlıların veya onlara ait parçaların yetkili makamlardan izin alınmadan toplanıp yurt dışına çıkarılması girişimidir. Biyokaçakçılık yapılmasının üç temel sebebi var. Bunlar; bilimsel araştırma yapmak için, koleksiyon için ve ticari amaçlı biyokaçakçılık olarak biliniyor” diye konuştu.

En çok Hatay’da görülüyor

Türkiye’nin endemik çeşitlilik açısından zengin olduğu için biyokaçakçılığın hedefinde olduğunu söyleyen Serbestoğlu, “İllere göre baktığımızda biyokaçakçılık en çok Hatay’da görülüyor. Daha sonra sırasıyla Artvin, Adana, Antalya ve Gümüşhane geliyor. Bitkisel türlere bakıldığında ülkemizde en çok ciğer otları, kara yosunları, özellikle maddi değeri yüksek olan mantar türleri, orkideler, laleler ve kardelenler biyokaçakçılık için kullanılıyor. Bitkiler genellikle tıpta ve bitkisel tedavilerde ilaç olarak veya gıda sektöründe kullanılıyor. Böcekler ve kelebekler gibi omurgasız canlılar daha çok koleksiyon amaçlı toplanırken, omurgalı türler ise genelde bilimsel çalışmalarda kullanılmak için kaçırılıyor” diye konuştu.

Biyoçeşitliliğin sonuçlarından bahseden Serbestoğlu, “Popülasyon sayısı azalıyor. Bunun sonucunda tür kaybı meydana geliyor. Böylece ekosistem dengesi bozuluyor ve sistemin diğer bileşenleri tür kaybından etkileniyor. Ekosistem tahribatı oluşuyor ve sonuç olarak biyolojik çeşitliliğin kaybı gerçekleşiyor. Ülkemiz, biyokaçakçılık konusunda çeşitli sözleşmelerle korunuyor. Bu konuda farkındalığın artması için pek çok çalışma yapılıyor. Biyokaçakçılar ciddi cezalarla karşı karşıya kalabiliyor. Bunun önlenmesinde en önemli adım ise halkı bilinçlendirmekten geçiyor” dedi.

Sunumunun ardından Serbestoğlu, katılımcıların sorularını yanıtladı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.