Ege Ajans

Ege Üniversitesi haber ajansı

Egeli çevre bilimci Doç. Dr. İnci Tüney Kızılkaya, suyun önemini anlattı

Çağatay Yiğit Akkaya 

Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Ege Üniversitesi Çevre Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÇEVMER) Müdür Yardımcısı Doç. Dr. İnci Tüney Kızılkaya, tatlı su kaynaklarının önemini vurgulamak amacıyla her yıl 22 Mart’ın Dünya Su Günü olarak kutlandığını söyledi. Günümüzün en önemli ekolojik problemleri arasında yer alan iklim değişikliği canlı dünyasını etkilemeye devam ediyor. Yaşanan iklim değişikliği ile beraber görülen sıcaklık verilerinin her yıl daha da yükselmesi, kuraklık ve su krizi risklerini beraberinde getiriyor. Dünya Su Günü dolayısıyla açıklamada bulunan Egeli çevre bilimci Doç. Dr. İnci Tüney Kızılkaya, “İklim değişikliği nedeniyle hava dengesi bozuluyor. Aşırı hava olayları dediğimiz, kuraklık ve sel gibi uç olaylar ile karşılaşabiliyoruz. Bunun sebebi de atmosferde yer alan hidrolojik döngünün bozulmasıdır. Hidrolojik döngü, suyun buharlaşması, buharın yağış olarak yağması ve suyun donması gibi birbirini sırayla takip eden döngülerdir. Su, bu döngü sırasında atmosferden dışarı çıkamıyor sadece faz değiştirerek atmosfer ile yeryüzü içerisindeki döngüsüne devam ediyor. Bu döngünün bozulması sonucunda, kullanılabilir su miktarında bir azalma görülüyor. Ne yazık ki bu bozulmayı şimdiden hissetmeye başladık” diye konuştu. Su döngüsündeki bozulmanın toprağa olan etkisinden bahseden Doç. Dr. Kızılkaya “Aşırı yağışların toprak kalitesini bozması ve bununla beraber toprağı kaybetmemiz de su kıtlığı olmasa da suyun getirdiği zararlardan biridir. Ayrıca bunun dışında aşırı kuraklıklardan da bahsetmek gerekmektedir. Aşırı kuraklık sonucunda özellikle tarım alanlarında tuzlanmayı görüyoruz. Tuzlanma, tarımı etkilediği gibi gıdamızı da etkiliyor” dedi.

“Kullanılabilir su miktarı ve kaliteli gıdada azalma olacak”

Yaşanabilecek su kıtlığının etkilerine değinen Doç. Dr. Kızılkaya, “Su kıtlığı, içme suyunun azalmasına sebep oluyor. Yer altı sularını kaybetmemizin nedenleri, tarımsal faaliyetlerde suyun boşa harcanması ya da bahçelerde iklime uygun bitki yetiştirilmemesidir. İklime uygun olmayan bitkilerin su ihtiyacının çok olması ve bununla beraber fazla sulamaların yapılması da bir etkendir. İleride bunlar devam ederse su kıtlığı meydana gelecek ve kullanılabilir su miktarında azalma olacak. Bu da beraberinde patojenlerin sebep olduğu hastalıklara sebebiyet verecek. Tarım da etkileneceği için gıda açısından tehlikeye gireceğiz ve kaliteli, yeterli gıda üretimi olmayacak” dedi. Canlılar dünyasında suyun önemine değinen Doç. Dr. Kızılkaya “Yapımızda bulunan bir madde olan su hem bizim hem de diğer canlılar için çok önemlidir. Pek çok besin maddesini bize sağlıyor. Mesela omega açısından balıklar ve bizim ülkemizde fazla tüketilmese de farklı ülkelerde tüketilen yosunlar örnek olarak verilebilir. Ayrıca, balıkçılık faaliyetlerini de göz ardı etmemek gerekir. Tarımsal faaliyetlerin verimli gerçekleştirilebilmesinden ve taşımacılık ile ilgili liman faaliyetlerinin deniz kenarlarında olmasından dolayı medeniyetler su kenarlarında kurulmuşlardır. Denilebilir ki; su, canlılar dünyasındaki en önemli maddelerden biridir” dedi.

“İsraf etmekten kaçınmalıyız”

Su israfına değinen Doç. Dr. Kızılkaya, “Elbette ki yapmamız gerekenler arasında su tasarrufu gelmektedir. Balkonun ve arabanın her gün yıkanmaması, elimizi, yüzümüzü yıkarken ya da diş fırçalarken muslukların kapatılması ya da damlatan muslukların tamir edilmesi, su israfının önüne geçecektir. Ancak şunu da belirtmek gerekir ki, daha büyük etkiler için bunları kitlesel ölçüde yapmamız gerekecektir. Yağmur suyu hasadının belediyeler tarafından park ve bahçelerin sulanmasında kullanılması ya da bulunduğu çevrenin iklimine uygun ve suya ihtiyacı az olan bitkilerin yetiştirilmesi gibi önlemler alınabilir. Suyun daha temkinli kullanılması için çalışmalar daha büyük düzeyde yapılırsa, etkisi de büyük olacaktır. Tabi ki biz bireysel olarak üstümüze düşeni yapmalı ve evde de elimizden geldiğince israf etmeden kullanmalıyız” diye konuştu. Geçirgen asfaltların öneminden bahseden Doç. Dr. Kızılkaya, “Yağan yağmur sularının bir şekilde toprak tarafından emilerek yer altı sularına karışması lazım. Bunun için de sorumlu mecraların asfalt yapmak yerine geçirgen asfalt yapmaları gerekecektir. Yani suyun alttaki toprak tabakasına oradan da akifere ulaşmasını sağlayacak olan döşemelerin yapılması önem arz etmektedir” dedi.

“Çalışmalarımızı daha da ileri götürmeyi hedefliyoruz”

ÇEVMER olarak okyanus, biyoçeşitlilik ve su gibi önemli günlerde, bilinçlendirmek adına çeşitli seminerler düzenlediklerini ifade eden Doç. Dr. Kızılkaya, “Bunların yanı sıra ‘Hayatın Kaynağı Su’ isimli bir sosyal sorumluluk projesi yaptık. Bu kapsamda Bornova Rota Koleji öğrencilerine sunum gerçekleştirdik. Bu bilinçlendirme çocuk yaşta başlıyor bu nedenle çocuklarımıza küçük yaşlarda farkındalık uyandırmak önemli. Bir diğeri de Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü ile birlikte yaptığımız ‘Yağmur Hasadı’ çalışmamız mevcut. Bu çalışma Eczacılık Fakültesi’nde kuruldu. Aynı zamanda GreenMetric’de dünya sıralamasında ilk 100’deyiz. Bu açıdan da burada su ile ilgili çalışmaları da geçekleştiriyoruz ve daha da ileri götürmeyi hedefliyoruz” diye konuştu.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir