Ege 3. Yaş Üniversitesinde Yapay Zekâ ve İnsan İlişkisine dikkat çekildi
Deniz Vardal- Selenay Norkent- Sıla Narince
Ege Üniversitesi 3. Yaş Üniversitesi Bahar Konferansları kapsamında düzenlenen etkinlikte, yapay zekânın ileri yaşlardaki bireyler üzerindeki etkileri, nörolojik boyutları ve gelecekteki insan-makine ilişkisi uzmanlar tarafından detaylı bir şekilde değerlendirildi.
Eğitmen Nesim Levi, “Yapay zekâ kesinlikle bazı insanların işlerini elinden alacak. Ancak bu durum, yalnızca yapay zekâ kullanmayan ve yeniliğe direnen insanlar için geçerli olacak” dedi.
Ege Üniversitesi bünyesinde eğitim faaliyetlerini sürdüren Ege 3. Yaş Üniversitesi, Bahar Konferansları serisi kapsamında “Yapay Zekânın Sınırları ve İnsan-Makine İlişkisi” etkinliğine ev sahipliğini yaptı. 20 Mayıs Amfisi’nde gerçekleştirilen konferansta, teknolojinin sunduğu imkânlar ve geleceğin dünyasında insanın konumu tartışıldı. Moderatörlüğünü Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü İç Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Sevnaz Şahin’in üstlendiği etkinliğe konuşmacı olarak katılan Eğitmen Nesim Levi ve Nörolog Doç. Dr. Armağan Uysal, yapay zekânın özellikle ileri yaştaki bireylerin yaşam kalitesine, yalnızlık sorununa ve nörodejeneratif hastalıklara olan etkilerini katılımcılarla paylaştı.
Etkinliğin açılışında konuşan moderatör Prof. Dr. Sevnaz Şahin, bilgi çağında en önemli gelişmelerin bir tanesinin de yapay zekâ üzerine olduğunun altını çizerek bu konuda bilgi ve becerimizi artırmanın öneminden bahsetti. Dijital çağa ayak uydurmak, toplumla entegre olmak, toplumun dışında kalmamak için dijital okur yazarlığımızı güçlendirmeli Yapay Zekayı bir şekilde hayatıma almalıyız. İster yol tarifi sorun ister yemek tarifi isterseniz düşmeden korunmanın yollarını sorun. Yeter ki bir şekilde Yapay Zekayı kullanmaya başlayın” diye konuştu.
“Yapay zekâyı hayatımızı dönüştürecek bir araç olarak görmeliyiz”
Teknolojinin iş dünyasındaki kaçınılmaz etkisine vurgu yapan Eğitmen Nesim Levi, “Uzun yıllar üst düzey yöneticilik yaptıktan sonra kariyerime yapay zekâ alanında uzmanlaşarak devam etme kararı aldım. Bugün bu teknolojinin hayatımızdaki yerini değerlendirirken, kendi hayatımdan çok özel ve zorlu bir süreci, Alzheimer hastalığı ile olan kişisel deneyimimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu hastalığın hem hastanın kendisi hem de biz yakınları için ne kadar zorlayıcı ve yıpratıcı bir süreç olduğunu bizzat yaşayarak tecrübe ettim. Ancak tam da bu noktada yapay zekânın hayat kurtarıcı bir rolü olabileceğine inanıyorum. Yapay zekâ uygulamalarını günlük hayatımızda aktif ve faydalı bir şekilde kullanmak, zihnimizi sürekli meşgul ve canlı tutuyor. İnanıyorum ki bu zihinsel pratikler, Demans ve Alzheimer gibi yıkıcı hastalıklardan korunmamıza büyük ölçüde yardımcı olabilir. Toplumumuzda bu teknolojiye karşı ciddi bir önyargı var. Sıklıkla ‘Yapay zekâ işsizlik mi yaratacak?’ endişesini duyuyorum. Şunu çok net ifade etmeliyim. Yapay zekâyı bir tehdit olarak değil, aksine hayatımızı dönüştürecek bir araç olarak görmeliyiz. Eğer doğru iletişim kurmayı, yani ona doğru soruyu sormayı biliyorsanız; yapay zekâyı hayatınızı kolaylaştırmak ve verimliliğinizi artırmak için muazzam bir güç çarpanı olarak kullanabilirsiniz. Gelecek, bu aracı reddedenlerin değil, onu kullanmayı öğrenenlerin olacaktır” dedi
İnsan beyni ve yapay zekâ arasındaki kritik farklar
Konferansın nörolojik boyutunu ele alarak yapay zekânın çalışma prensipleri ile insan beynini kıyaslayan Doç. Dr. Armağan Uysal, “Teknolojinin insanı tembelleştirip bilincimizi yapay zekâya devredeceğimiz veya hızlıca Alzheimer olacağımız yönündeki kaygılar var. İyi haber şu ki, henüz orada değiliz. Yapay zekânın geçmişi sadece 80 yıl. İnsanlar olarak neden burada olduğumuzu ve ne yaptığımızı bilmeye endeksli bir bilişsel kondisyona sahibiz” diye konuştu. Konferans, öğrencilerin merak ettikleri soruların yanıtlanmasının ardından sona erdi. Etkinlik sonunda moderatör Prof. Dr. Sevnaz Şahin tarafından konuşmacılar Nesim Levi ve Doç. Dr. Armağan Uysal’a katkılarından dolayı Teşekkür Plaketi takdim edildi.


