Dr. Eroğlu “Bitkiler sadece birer flora değil, medeniyetin kendisidir”
Bitkiler Üzerinden Anadolu’nun Kültürel Yolculuğu
Selenay Norkent – Seher Bozyel- Ülkünur Göktürk
Bilim ve sanatın tüm alanlarında köklü bir müktesebata sahip olan Ege Üniversitesi, yeni dönende de bu birikimini ‘bilim iletişimi’ vizyonu ile toplumla buluşturmaya devam ediyor. Bu kapsamda Ege Üniversitesi Etnografya Müzesinde “Canlı Bilimi Perspektifinde Kültür, Tarih ve Gastronomi” söyleşileri kapsamında “Anadolu Bitkilerinin Kültürel Süreklilik ve Kültürel Etkileşimdeki Rolleri” başlıklı söyleşi gerçekleştirildi.
Moderatörlüğünü Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Temel ve Endüstriyel Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. A. Esra Eren Eroğlu’nun üstlendiği etkinliğe Etnografya Müzesi Müdürü Doç. Dr. Dilek Maktal Canko’nun yanı sıra öğrenciler ve sanatseverler katıldı. Söyleşide Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Botanik Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Dr. Volkan Eroğlu konuşmacı olarak yer aldı. Dr. Eroğlu, Anadolu coğrafyasındaki bitkilerin medeniyetler arası yolculuğunu ve geçirdiği kültürel süreçleri dinleyicilere aktardı.
Bitkilerin, kültürel aktarımda üstlendiği rolün keşfedilmeyi bekleyen bir alan olduğunu vurgulayan Dr. Volkan Eroğlu, “Anadolu’nun ruhunu kavramak, ancak doğayı, yani yeşili ve toprağı doğru okumaktan geçer. Bitkilerin kültürümüzdeki yeri, hâlâ keşfedilmeyi bekleyen bakir bir alan gibi önümüzde duruyor. Düşünün ki bu coğrafyada medeniyetler değişse de mutfaktan şifaya kadar kurdukları etkileşim hep aynı bitkiler üzerinden ilerledi. Tarihin sıfır noktasına, ‘Bereketli Hilal’e baktığımızda buğdayın, arpanın ve çavdarın anavatanında olduğumuzu görüyoruz. Göbeklitepe’deki o tahıl öğütme taşları bize yerleşik hayatın kapısını bitkilerin açtığını fısıldıyor. Ekmeğin ilk kez mayalandığı, Hititlerin söğüt ağacından bulduğu şifanın bugün modern tıpta aspirine dönüştüğü bu topraklarda, bitkiler sadece birer flora değil, medeniyetin ta kendisidir” dedi.
“Doğanın belleğinden medeniyetin köklerine”
Dr. Volkan Eroğlu “Bu köklü miras sadece tarlada veya eczada değil; sanatta, ticarette ve inançta da karşımıza çıkıyor. Halılarımızdaki o bitki motifleri öylesine yapılmış süslemeler değil; bereketin, yaşamın ve korumanın görsel bir dilidir. Side sikkelerinden Rüstem Paşa çinilerine kadar izini sürdüğümüz ‘nar’ formu, Sivas Gökmedrese’nin taşlarında donmuş bir hafıza kartı gibidir. Ticarette bile bitkilerin imzası var; keçiboynuzu çekirdeğinin o şaşmaz sabit ağırlığı, İpek Yolu’nda elmasa ve altına ‘karat’ adını vermedi mi? Hititlerden beri yaktığımız ardıç ve defne tütsüleri, bir arınma ritüeli olarak binlerce yıldır sürüyor. Öyle ki, 6 Şubat depremlerinden sonra Hatay’daki anma törenlerinde hâlâ bu kokuların yükselmesi, acılarımız değişse de Anadolu’nun kültürel sürekliliğinin ve doğaya sığınışımızın en somut kanıtıdır” diye konuştu.
Etkinliğin sonunda katılımcıların sorularını yanıtlandı. Ege Üniversitesi Etnografya Müzesi Müdürü Doç. Dr. Dilek Maktal Canko, Dr. Volkan Eroğlu’na “Teşekkür Belgesi” takdim etti.



