Ege Üniversitesinden yeni öğrencilere ve ailelerine “uyum” rehberi
EÜ Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi Uzmanı Dr. Duygu Kandemirci Bayız, üniversiteye yeni başlayacak öğrencilere ve ailelerine tavsiyelerde bulunarak “beliren yetişkinlik” döneminde doğru iletişimin ve özerkliğin önemine dikkat çekti.
Yeni eğitim-öğretim yılının yaklaşmasıyla birlikte, liseden üniversite hayatına geçiş yapacak gençleri ve ailelerini büyük bir heyecan sardı. Ege Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Biriminden Psikolog Dr. Duygu Kandemirci Bayız, geçiş sürecinde yaşanabilecek uyum sorunları, teknoloji kullanımı ve gelecek kaygısı gibi konularda önemli değerlendirmelerde bulundu. Dr. Kandemirci Bayız, “beliren yetişkinlik” olarak tanımlanan bu dönemde ailelerin baskıcı bir tutum yerine destekleyici bir rol üstlenmesi gerektiğini vurguladı.
Üniversiteye başlamanın gelişimsel olarak ergenliğin sonu ve yeni bir evrenin başlangıcı olduğunu belirten Dr. Duygu Kandemirci Bayız, “Üniversiteye başlama süreci, ‘beliren yetişkinlik’ dediğimiz yeni bir dönemin başlangıcıdır. Öğrencilerimiz üniversite hayatına başlarken hem yeni bir meslek ediniyor hem de 18 yaşını doldurarak reşit olmanın getirdiği sorumlulukları üstleniyorlar. Özellikle şehir dışına çıkan öğrenciler için bu süreç; aileden bağımsızlaşma, farklı bir şehre alışma ve üniversite kültürüne adapte olma gibi pek çok değişimi aynı anda barındırıyor” dedi.
Sürecin aileler için de yeni bir deneyim olduğunu ifade eden Dr. Kandemirci Bayız, “Özellikle şehir dışına giden öğrenciler söz konusu olduğunda, aileler çocuklarından ilk kez ayrılmanın getirdiği bir süreci yaşıyorlar. ‘Çocuğum orada hayatını nasıl sürdürecek?’ ya da ‘Maddi ihtiyaçlarını karşılayabilecek miyim?’ gibi kaygılar ön plana çıkabiliyor. Bu nedenle üniversiteye geçiş, hem tatlı bir telaşı hem de belli zorlukları ve bazen çatışmaları beraberinde getiren yepyeni bir süreçtir” diye konuştu.
Ailelere “baskıcı değil destekleyici olun” çağrısı
Ebeveynlerin çocuklarının büyüme sürecine uyum sağlamakta bazen zorlandığını dile getiren Dr. Kandemirci Bayız, üniversite eğitiminde sorumluluğun tamamen öğrencide olduğunu hatırlattı. Dr. Kandemirci Bayız, “Üniversite öğrencisi artık 18 yaşını geçmiş, yasal olarak kendi kararlarından sorumlu bir bireydir. Lisede alışık olunan veli toplantısı gibi kavramlar üniversitede yoktur. Eğer aile hâlâ öğrencinin notlarını, başarı durumunu veya arkadaşlık ilişkilerini aşırı bir baskıyla takip etmeye çalışırsa, bu durum öğrencinin özerklik kazanma sürecini baltalayabilir. Ailelerin bu noktada öğrenciye yeterli alan açması, öğrencinin de ailesini tamamen habersiz bırakmadan iletişimde kalması, yani bir ahenk yakalanması en idealidir” dedi.
Dijital dünyada yasak değil “farkındalık”
Günümüzde ekran kullanımının kaçınılmaz bir gerçek olduğunu Dr. Kandemirci Bayız, çözümün yasaklamaktan değil dengelemekten geçtiğini vurguladı. Dr. Kandemirci Bayız, “Bakış açımız ekranı tamamen yasaklamak değil, ‘dijital farkındalık’ oluşturmaktır. Dijital dünya hayatımızı kolaylaştırsa da bağımlılık, özgüven sorunları ve hareketsiz yaşam gibi yan etkileri de beraberinde getiriyor. Çözüm, ekran süresini kısıtlamak değil, dengelemektir. Dijital hayatın yanında bedeni ve zihni aktif tutacak hobiler ve sosyal faaliyetler eklemek, daha sağlıklı bir yaşamın anahtarıdır” dedi.
Gelecek kaygısı ve meslek seçiminin önemi
Öğrencilerin doğru meslek seçiminin önemli olduğunu vurgulayan Dr. Kandemirci Bayız, “Bireysel düzeyde baktığımızda, en büyük sorunun yanlış meslek seçimi olduğunu görüyoruz. Birçok öğrenci, lisedeyken ilgi alanlarını tam keşfetmeden ya da dış yönlendirmelerle bölüm seçiyor ve üniversiteye geldiğinde mutsuz oluyor. Öğrencinin ilgi duyduğu alanda eğitim alması ve bu alanda kendini geliştirmesi, gelecek kaygısıyla başa çıkmada en güçlü dayanaktır” diye konuştu.
“Umutsuzluğa kapılmakta acele etmeyin, hayat sürprizlerle dolu”
Dr. Kandemirci Bayız, “Mezuniyet sonrası yaşadığınız işsizlik kaygısı ve sınav stresi aslında sadece bireysel bir durum değil; istihdam ile mezun sayısının oranlarından kaynaklanan ve üzerinizde ‘mezun olunca hemen işe başlama’ baskısı yaratan bir gerçektir. Bu zorlu süreçle sağlıklı başa çıkabilmek için en başından kendi ilgi alanlarınıza uygun bölümleri seçmeniz ne kadar önemliyse, üniversite yıllarında ve sonrasında bu alanların değişip çeşitlenebileceğini kabul etmeniz de o kadar değerlidir. Mesleki yaşamım boyunca şahit olduğum pek çok örnekte gördüğüm üzere yaşam, sadece stres faktörlerinden ibaret değil, aynı zamanda sürprizlerle de doludur. Bu nedenle umutsuzluğa kapılmak konusunda asla aceleci olmayın; yaşamınız boyunca karşınıza çıkacak yeni fırsatların farkında olup bunları değerlendirerek hayatınızı tam da istediğiniz yöne çizebilirsiniz. Tabi tüm bunları yaparken, üniversitenin ve yetişkin hayatının getirdiği o çok sayıdaki dikkat dağıtıcı unsuru iyi dengelemeli ve okula devamlılık sorumluluğunuzu üstlenmeyi ihmal etmemelisiniz” diye konuştu
Öğrencilere ve velilere sağlıklı iletişim tavsiyesinde bulunan Dr. Kandemirci Bayız, “En önemli tavsiyem doğru iletişimdir. Aileler, çocuklarının artık bağımsız bir birey olma yolunda olduğunu kabul etmeli ve onlara güvenmelidir. ‘Ben bu çocuğu yetiştirdim ve ona güveniyorum’ diyerek bir adım geride durup izlemek, hem aileyi rahatlatır hem de öğrencinin özgürlük alanını korur. Önemli olan, öğrencinin ihtiyaç duyduğunda ailesinin orada olduğunu bildiği, güvene dayalı ve dengeli bir ilişki kurabilmektir” dedi.




